7.12.14

06 Aralık 2014 -- Sultanahmet & Arkeoloji Müzesi

Bu blogumu çok ihmal etmişim. Ancak hem gerçekten burayı güncelleyecek vaktim olmadı, hem de epey uzun zamandır istediğim kadar çok keyfime göre fotoğraf çekemiyorum. Ama dün (yine bir iş için) Sultanahmet'i ve Arkeoloji Müzesi'ni gezdim ve ortaya çıkan fotoğrafları çok sevip koyacak yer bulamayınca kendimi burada buldum :)
Bu açıklamaya ne gerek vardı, ben de bilmiyorum ama neyse işte. Oldu bir kere nihohaha, idare edin :-* 












































Kırmızı ruj problems.












































Ne tarafa? Ben şahsen Babylon'a :D



Kybele Otel. Cafe & restoran olarak da hizmet veriyor. İçi tam bir antika cenneti.





Tik - tak!












































Yerabatan Caddesi'nde (Kybele'nin de bulunduğu cadde) bir mekanın duvarları böyle parçalanmış çini seramiklerle kaplı. Mekanın iç mimarının fikriymiş. Bunu fotoğraf çektiğimi görünce "Hello how are you?" diye yanıma yaklaşan kelli felli bir amcadan öğrendim. Bu arada 1) O  kadar çok yabancı sanıldım ki (acayip Türk tipli bir insanım), kendimi sorgulamaya başladım. 2) Müşteri çekmek için bağıran esnafın İngilizce'si traji-komik. "Yummy" diye gelen geçene bağıran amca mı istersin, "Excuse me" diye sipariş vermeye çalışan müşteriye "Brother please," diye cevap veren garson mu.. 3) Yine yabancı olduğunuzu düşünerek çok çirkin İngilizce laf atmalar, muhabbet açmaya çalışmalar çok sık oluyor. Ben yabancı olsam bu konuda Türkiye'ye gelmeyi düşünen tanıdıklarımı ciddi ciddi uyarırdım.


Çeşmede banyo yapan bir kargacık. / Kargaları sempatik bulduğum tek deneyimim.













































Gülhane Parkı'ndan.














































Arkeoloji Müzesi'nin bahçesinden.


Bu da.













































Bu da :) 














































Çinili Köşk'e ciddi ciddi aşık oldum.












































Beni bıraksınlar burada yaşayayım istiyorum.














































Şuna bakar mısınız? ❤













































Ya da şuna?
Bu arada bu fotoğraf çini / pattern kraliçesi İpek Şoran©'a gelsin.


Aphrodite looking good, as usual.


Müze-i Hümayun'u Belgelemek sergisi. O kafa Medusa'nın kafası.

































Bu da adı "Sergi / Exhibiton" olan bir serginin çıkışından.



Hahahhaha! Dönüş yolunda. #bey 

5.4.14

27 Mart -- ÇM fotoğraf çekimi & Semt Meyhanesi'nde


Pelin bahçesinde bahar müjdecisi minik.












































Pelin ürünleri düzenlerken takılmacalar.


Klasik.


Şu yeşilin tonunun güzelliğine bakar mısınız?



















































































Merve & Merve aka problem kidz. Çekim mi yaptık n'aptık anlamadık sayelerinde. Ellerindeki de çekim sonrası susturmak için verdiğimiz ürün sampleları.

















































Mutfak penceresi önü kaktüsleri.




Veee Semt Meyhanesi! Çok güzel, gidin!















































Egem'in penguen ekmeği.


İlker & Tolda seçim öncesi muhabbetlerinde (S.Ö.)


Twitter'a bakmadan olmaz. (yine S.Ö.)


Egem doğum günü hediyelerini açarken.













































Cenk yeni gözlüğüyle :D


Kopanlar oldu.















































Hiçbirimizin böyle mükemmel bir sarhoşluk fotoğrafı yok.


Ya da böyle. / Şorans.


Ya da böyle. / "Ne baktın?"













































Çok datlu!


Pür dikkat. İlker ne anlatıyordu acaba? :)


Bayılanlar da oldu. / Alkol tüm kötülüklerin anasıdır.


Uyuyanlar da olmuş?!

29.3.14

26 Mart -- Pelin'de


Çirkin ama güzel vapur tostu.












































Çocuklara Mucizeler Heasquarters'a geldiğim nasıl belli.


Çalışıyoruz.


Çalışıyoruz.


Cenk de çalışıyor.













































Lâl'in gelmesine sadece bir ay kaldı!













































Close-up / Yemek yaparken hamile çekimi :D












































Bir tane de yandan :)


Antrikot-ing, bir Pelin klasiği.


Kulaklığa dikkat.


Pesto sevgisi.


Bu da salata sevgisi.


Veeee sonuç!


Peter Rabbit!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...